عربي English עברית Deutsch Italiano 中文 Español Français Русский Indonesia Português Nederlands हिन्दी 日本の
Knowing Allah
  
  

Under category
Creation date 2011-03-14 08:33:32
Hits 805
Bu sayfayı arkadaşınıza gönderin Print Download article Word format Share Compaign Bookmark and Share

   

 


yirmi sekizinci oturum
uhud savaşı
 
 
 
 
hicretin on üçüncü yılının şevvalinde uhud savaşı olmuştur. allah, bedir’de kureyş’in eşrafını öldürünce ve onlar
benzerini görmedikleri bir musibete uğrayınca, öç almak ve kaybettikleri onurlarını yeniden kazanmak istediler. ebû sufyân, rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e ve müslümanlara karşı tahrikte bulunmaya ve birlikler oluşturmaya başladı. kureyş’ten, müttefiklerden ve ehabiş’ten yaklaşık üç bin kişi topladı. erkek savaşçılar, hanımlarını da getirdiler, böylece savaştan kaçamayacaklar ve hanımlarını korumak için savaş alanından ayrılmayacaklardı. sonra ebû sufyân onları medîne’ye doğru harekete geçirdi ve gelip uhud dağının yakınında
konakladılar.
 
 
 rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların karşısına mı çıkalım yoksa medîne’de mi kalalım diye ashâbıyla istişarede bulundu. kendisi, medîne’den çıkılmaması ve orada savunma yapılması görüşündeydi. düşmanlar medîne’ye girecek olurlarsa, müslümanlar onlarla çatışmaya gireceklerdi. fakat bazı büyük sahabîler medîne’den çıkılıp öyle savaşılmasını tavsiye ettiler. rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bin sahabîyle çıktı. bu, cuma günü olmuştu. medîne’yle uhud arasındayken, münafık abdullah b. ubey, askerlerin üçte biriyle geri
döndü. dönerken şöyle dedi: bana karşı çıkıp başkasını dinliyorsun.
 
 
 
rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yola devam etti ve uhud vadisine karargâh kurdu. arkasını uhud dağına dayadı. kendisi emir verinceye kadar savaşa başlamamalarını emretti. cumartesi günü, ellisi süvari, yedi yüz kişiyle savaş düzeni aldı.
 
 
sayıları elli kişi olan okçuların başına abdullah b. cubeyr’i getirdi. ona ve arkadaşlarına, kuşların askerleri kaptıklarını görseler bile, yerlerinden ayrılmayıp ordunun gerisinde kalmalarını emretti. ayrıca müşriklerin müslümanlara gerilerinden gelmemeleri için onları ok yağmuruna tutmalarını emretti.
 
 
savaş başladı. zafer, günün başında, müslümanların lehine, kâfirlerin aleyhineydi. müşrikler bozguna uğramışlar,
geri dönmüşler, kadınlarının yanına varmışlardı. okçular onların bozguna uğradıklarını görünce, rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ayrılmamalarını emrettiği yeri terk ettiler. onlar: arkadaşlar! haydi ganimete! dediler. komutanları onlara, rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünü hatırlattı. dinlemediler, müşriklerin geri dönmelerinin imkânsız olduğunu zannettiler. ganimet toplamaya gittiler. oradaki geçiti boş bıraktılar. müşriklerin süvarileri tekrar hücum edip geçitin okçular tarafından boşaltıldığını gördüler. oradan geçip
sonuncuları gelinceye kadar oraya yerleştiler. müslümanları kuşattılar. allah bazılarına şehitliği nasip etti. sahabîler geri döndüler.müşrikler rasûlullah’a kadar ulaşıp yüzünü yara ladılar. sağ tarafındaki bir dişini kırdılar. başında yumurta kırdılar, taşa tuttular. fasık ebû amir’in müslümanlara tuzak olarak hazırladığı çukurlardan birine yan üstü düştü. ali elinden tutup çıkardı. talha b. ubeydillah onu kucakladı. mus’ab b. umeyr önünde öldürüldü. sancağı ali b. ebî tâlib’e verdi. miğferin iki halkası yüzüne battı. onları ebû ubeyde çıkardı. ebû saîd el-hudrî’nin babası mâlik b. sinan yanağından akan kanı emdi. müşrikler ona yetiştiler ve allah’ın kendileriyle onun arasına girmemesini istiyorlardı. müslümanlardan on kişilik bir grup onun önüne durup hepsi öldürülünceye kadar kendilerini siper ettiler. sonra talha, onları rasûlullah’ın yanındanuzaklaştırıncaya kadar kahramanca çarpıştı. ebû ducâne kendi sırtını rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e kalkan yaptı. oklar ona saplanıyor ama yerinden kımıldamıyordu. o gün katâde b. en-nu’man’ın gözü çıktı. katâde çıkan gözünü rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdi. rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eliyle gözü yerine koydu. o göz daha sağlam ve
daha güzel hale geldi.
 
 
Şeytan avazı çıktığı kadar: muhammed öldürüldü! diye bağırdı. bu, birçok müslümanı etkiledi ve çoğu kaçtı. hâlbuki allah ne takdir ettiyse o başa gelecekti.
 
 rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem müslümanların yanına geldi. onu, miğferin altında ilk tanıyan kâb b. mâlik oldu. yüksek sesle: müslümanlar! müjdeler olsun! İşte rasûlullah! diye bağırdı. peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “sus” diye işaret etti. müslümanlar etrafında toplandılar. aralarında ebû bekir, ömer, ali, el-hâris b. es-sımme’nin vs. bulunduğu kim selerle birlikte ilk gece konakladıkları vadiye gittiler. dağa tırmandıklarında ubey b. halef atıyla rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yetişti. maksadı onu öldürmekti. rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona bir mızrak attı. mızrak köprücük kemiğine isabet etti. yenilmiş bir halde geri döndü. mekke’ye dönerken yolda öldü.
 
 
peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem yüzündeki kanı yıkayıp temizledi. yaralarından dolayı oturarak namaz kıldı. hanzala öldürüldü. eşiyle cinsel ilişki yaptığı için cünüptü. savaş için yapılan çağrıyı duyunca, gusletmeden hemen savaşa katılmıştı. onu melekler yıkadı. müslümanlar müşriklerin sancaktarlarını öldürdüler. nuseybe bnt. kâb el-mâziniyye adlı ummu umâra çok iyi çarpıştı. amr b. kami’e bir kılıç darbesiyle onu ağır bir şekilde yaraladı.
 
 
müslümanlardan öldürülenlerin sayısı yetmiş küsur kişiydi. müşriklerden ise yirmi üç kişi öldürüldü. kureyşliler, müslüman ölülerinin çirkin bir şekilde organlarını parçaladılar. rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in amcası hamza da, öldürülen müslümanlar arasındaydı.(178)
 
ـــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ
(178) bkz.: zâdu’l-me’âd, iii/192 ve devamı; lubâbu’l-hıyâr fi sîreti’l-muhtâr, s







Bookmark and Share


أضف تعليق

You need the following programs: الحجم : 2.26 ميجا الحجم : 19.8 ميجا