عربي English עברית Deutsch Italiano 中文 Español Français Русский Indonesia Português Nederlands हिन्दी 日本の
Knowing Allah
  
  

   

 

sütre ve vücubİyetİ

“sütreye yakın yerde (namaza) dururdu. duvarla arasında üç arşın kadar mesafe olurdu.”[1]

“secde yaptığı yer ile duvar arasında da koyun geçecek kadar mesafe olurdu.” [2]

Şöyle buyuruyordu:

“namaz kılacağın zaman sütre koyarak namaz kıl. kimsenin de önünden geçmesine izin verme. israr ederse onunla mücadele et (savaş). çünkü onun yanında şeytan vardır.”[3]

Şöyle de buyuruyordu:

“biriniz sütre koyarak namaz kıldığında ona yakın olsun, bu takdirde şeytan onun namazını kesemez (bozamaz).”[4]

bazı zamanlar da özellikle mescidde bulunan direğin yanında namaz kılmaya özen gösterirdi.[5]

“[önünde bir şeyin bulunmadığı boş arazide] namaz kıldığı zaman da önüne bir mızrak diker, ona doğru namaz kılardı. İnsanlar da arkasında dururdu.”[6]bazen de: “bineğini önünde yan şekilde durdurur, ona doğru namaz kılardı.”[7]bu ise develerin ağıllarında namaz kılmaktan farklıdır. çünkü (orada namaz kılmayı) “nehyetmiştir.”[8]bazı zamanlar da: “deve eyerini alır, kıble istikametine doğru düzeltir ve arkasında durarak namaz kılardı.”[9]

Şöyle buyuruyordu:

“biriniz önüne, eyerin arka kaşı kadar bir sütre koyarsa namazını kılsın. onun arkasından geçenlere aldırış etmesin.”[10]

“bir defasında da ağaca doğru namaz kılmıştır.”[11]

 bazen de: “âişe -allah ondan râzı olsun- üzerinde [örtüsünün altında] uzanmışken, divana doğru namaz kılardı.”[12]

namaz kıldığında sütreyle arasından bir şeyin geçmesine izin vermezdi. “namaz kılıyorken, bir koyun gelip önünde dolaşmaya başladı. hızlıca öne geçip karnını duvara yasladı. [koyun da arkasından geçti].[13]

bir defasında da “farz namazı kılarken yumruğunu sıktı. namazı kılınca dediler ki: “ey allah'ın rasulü! namazda bir şey mi oldu?” dedi ki:

“hayır! ancak şeytan önümden geçmek istedi. ben de onun boynunu sıktım, öyle ki dilinin soğukluğunu elimde hissettim. allah'a yemin olsun ki, kardeşim süleyman'ın benden önce söylediği sözü olmasaydı, o mesciddeki bir direğe bağlanır, medine çocukları onun etrafında dolaşırlardı.

[kim kıbleyle arasına bir şeyin girmesine engel olabiliyor-sa yapsın (engel olsun)!”[14]

Şöyle de diyordu:

“biriniz insanlara karşı sütre olabilecek bir şeye doğru namaz kılar da biri önünden geçmek isterse, onu göğsünden geri itsin [elinden geldiğince ona engel olsun], (bir rivâyete göre: İki defa ona engel olsun. israr ederse, onunla mücâdele etsin; çünkü o şeytandır.”[15]

Şöyle de diyordu:

“namaz kılan kişinin önünden geçen, yükleneceği (günahı) bilseydi, kırk (yıl) beklerdi de yine de onun önünden geçmezdi.”[16]

 

--------------------------------------------

[1]buhari, ahmed

[2] buhari, müslim

[3]İbn huzeyme sahihinde ceyyid bir senedle (1/93/1) rivayet etmiştir.

[4]ebu davud, bezzar s. 53. hakim rivayet etmişlerdir. hakim (hadise) sahih demiş nevevi ve zehebi de muvafakat etmişlerdir.

[5]derim ki: İmam olsun münferid olsun büyük camide bulunsa da muhakkak sütre koymalıdır. İbn hâni mesailinde (1/66) diyor ki: bir gün önümde sütre olmadan namaz kılarken ebu abdullah (yani İmam ahmed) beni gördü. -onunla büyük bir camide (cuma kılınan) beraberdik- bana şöyle dedi: "önünde sütre bulundur, ben de bir adamı kendime sütre yaptım."

diyorum ki: İmam ahmed'in bu sözünde, mescid büyük olsun küçük olsun sütrenin konulmasında fark bulunmadığına işaret vardır. doğrusu da budur. dolaştığım memleketlerin hepsinde de imamlar da insanlar da bunu ihlal etmişlerdir. İlk, bu yılın receb ayında (1410 h) dolaşma imkanı bulduğum suudi arabistan'da bu ülkelerden biridir. alimlere düşen insanların dikkatlerini çekmek ve sütreye teşvik etmektir. ayrıca ahkamını da beyan etmeliler. ayrıca bu hüküm harameyn için de geçerlidir.

[6]buhari, müslim, İbn mace

[7] buhari, ahmed

[8]buhari, ahmed

[9] müslim, İbn huzeyme (2/92) ahmed

[10] müslim, ebu davud

[11]nesai ve ahmed sahih bir senedle rivayet etmiştir.

[12] buhari, müslim, ebu ya'la (3/1107)

[13] İbn huzeyme sahihinde (1/95/1) taberani (3/140/3). hakim rivayet etmişlerdir. hakim sahih demiş, zehebi de ona muvafakat etmiştir.

[14]ahmed, dârekutni, taberani sahih bir senedle... bu hadis manasıyla sahihayn ve başka kitaplarda sahabeden bir gruptan varid olmuştur. kadıyanilerin tekfir edilmesine (delil olan) birçok hadisten biridir. çünkü onlar kur'an'da ve sünnet'te zikredilmişolan cin alemine iman etmemektedirler. nasları reddetme yolları bilinmektedir. eğer kur'an'dan olursa manasını tevil ederler. örnek olarak: "deki: bana cinlerden bir grubun dinlediği vahyedildi." buyruğu hakkında: şöyle derler: yani "insanlardan". böylece bunu "beşer" lafzı gibi "insan" lafzına muradif saymışlardır. böyle yaparak lugat ve şeriatin dışına çıkmışlardır. eğer sünnetten olursa, bâtıl tevillerle tevil edilmesi mümkünse bunu yaparlar, değilse kolayca bâtıl olduğuna hüküm verirler. İsterse hadis imamlarının hepsi ve onlardan sonra gelen ümmetin hepsi sahih -hatta mütevatir- olduğunda icma etmiş olsunlar. allah onlara hidayet versin.

[15]buhari, müslim. diğer rivayet İbni huzeyme'nindir. (1/94)

[16]buhari, müslim




                      Previous article                       Next article




Bookmark and Share


أضف تعليق

You need the following programs: الحجم : 2.26 ميجا الحجم : 19.8 ميجا